can babanın dediği gibi en uzak mesafe birbirini anlamayan iki insan arasındaki mesafedir. öyle bir çift ile karşı karşıyayız gece filminde.hani aşıklar aşklarının üzerine gece çökmez sanır ya işte gece çöktükten sonrası anlatılıyor filmde. üstelik iyimser bir gün doğumu vadederek.
tanınmış yazar pontano aşkın yolunu arzulara sorduğundan beri karısı lidiaya bir yabancıymış gibi davranmaktadır. lidia da tekkeyi bekleyen derviş edasıyla acı çekmektedir. 2. dünya savaşı sonrası zenginlerinden birinin evindeki davette kör sezgisinin esiri olan pontano kendini genç bir kıza kur yaparken bulur. orta yaş üstü erkeklerin cinselliği reset tuşu gibi kullanmaları yeni bir durum değil fakat pontanonun atladığı kollarında huzur bulacağı tek kadının yine lidia oluşu. tabi lidiaya baharın tekrar geldiğine inandırabilirse. etkileyici bir film. sanki birinci gözden tanıklık ediyoruz.
"Macera" filmiyle karakterlerini yabancılaşma kavramıyla yüzleştirir Antonioni. "Gece" filminde ise karakterlerinin bu kavramdan kurtulmaya çalıştıklarını görürüz ki daha sonra üçlemenin son filmi, benim de ustanın en sevdiğim filmi olan, "Batan Güneş" te bu kavrama karşı insan ruhunun kesin yenilgisine tanık oluruz. Sevdiğim filmlerden önemli sahneler vermeye devam edersem Antonioni’ nin bu filminde de jenerik ve final sahnesi olucaktır bu.
----------------SPOILER-------------
+Filmin jeneriğinde bir gökdelenin tepesinden gri bir milano izleriz. Antonioni, kamera gökdelenin tepesinden aşağı doğru inerken Milano’ nun kuşbakışı yansımasını gösterir bize. Gökdeleni, sanayileşen Milano’ nun tezahürü olarak görürüz. Kamera aşağı doğru inerken kentin karışık taksi, inşaat, kuş seslerine dışardan eklenmiş tekin olmayan müzik sesi duyarız. Jenerik bittiğinde hastanede yatan hasta bir adamın görüntüsüne zincirleme olarak geçeriz. Bu koşutlama ile hastalıklı kentin etkileyici, ustaca sinemasa... Devamı
"Macera" filmiyle karakterlerini yabancılaşma kavramıyla yüzleştirir Antonioni. "Gece" filminde ise karakterlerinin bu kavramdan kurtulmaya çalıştıklarını görürüz ki daha sonra üçlemenin son filmi, benim de ustanın en sevdiğim filmi olan, "Batan Güneş" te bu kavrama karşı insan ruhunun kesin yenilgisine tanık oluruz. Sevdiğim filmlerden önemli sahneler vermeye devam edersem Antonioni’ nin bu filminde de jenerik ve final sahnesi olucaktır bu.
----------------SPOILER-------------
+Filmin jeneriğinde bir gökdelenin tepesinden gri bir milano izleriz. Antonioni, kamera gökdelenin tepesinden aşağı doğru inerken Milano’ nun kuşbakışı yansımasını gösterir bize. Gökdeleni, sanayileşen Milano’ nun tezahürü olarak görürüz. Kamera aşağı doğru inerken kentin karışık taksi, inşaat, kuş seslerine dışardan eklenmiş tekin olmayan müzik sesi duyarız. Jenerik bittiğinde hastanede yatan hasta bir adamın görüntüsüne zincirleme olarak geçeriz. Bu koşutlama ile hastalıklı kentin etkileyici, ustaca sinemasal anlatımına tanık oluruz.
+Son sahnede Lidia eskiden Giovanninin ona gönderdiği bir mektubu okur. Ezbere yazılamayacak kadar duygulu bu aşk mektubunun yazan kişi tarafından hatırlanmaması herhalde yönetmen tarafından modern toplum insanına gönderilen en ağır eleştiridir. Daha sonra film karakterlerin, dolayısıyla insanoğlunun, karşı karşıya kaldığı en gerçek ve umutsuz son sahneyle karşı karşıya bırakır bizi.
@faj
11 yıl önce
tanınmış yazar pontano aşkın yolunu arzulara sorduğundan beri karısı lidiaya bir yabancıymış gibi davranmaktadır. lidia da tekkeyi bekleyen derviş edasıyla acı çekmektedir. 2. dünya savaşı sonrası zenginlerinden birinin evindeki davette kör sezgisinin esiri olan pontano kendini genç bir kıza kur yaparken bulur. orta yaş üstü erkeklerin cinselliği reset tuşu gibi kullanmaları yeni bir durum değil fakat pontanonun atladığı kollarında huzur bulacağı tek kadının yine lidia oluşu. tabi lidiaya baharın tekrar geldiğine inandırabilirse. etkileyici bir film. sanki birinci gözden tanıklık ediyoruz.
@bergmantonioni
14 yıl önce
----------------SPOILER-------------
+Filmin jeneriğinde bir gökdelenin tepesinden gri bir milano izleriz. Antonioni, kamera gökdelenin tepesinden aşağı doğru inerken Milano’ nun kuşbakışı yansımasını gösterir bize. Gökdeleni, sanayileşen Milano’ nun tezahürü olarak görürüz. Kamera aşağı doğru inerken kentin karışık taksi, inşaat, kuş seslerine dışardan eklenmiş tekin olmayan müzik sesi duyarız. Jenerik bittiğinde hastanede yatan hasta bir adamın görüntüsüne zincirleme olarak geçeriz. Bu koşutlama ile hastalıklı kentin etkileyici, ustaca sinemasa ... Devamı
----------------SPOILER-------------
+Filmin jeneriğinde bir gökdelenin tepesinden gri bir milano izleriz. Antonioni, kamera gökdelenin tepesinden aşağı doğru inerken Milano’ nun kuşbakışı yansımasını gösterir bize. Gökdeleni, sanayileşen Milano’ nun tezahürü olarak görürüz. Kamera aşağı doğru inerken kentin karışık taksi, inşaat, kuş seslerine dışardan eklenmiş tekin olmayan müzik sesi duyarız. Jenerik bittiğinde hastanede yatan hasta bir adamın görüntüsüne zincirleme olarak geçeriz. Bu koşutlama ile hastalıklı kentin etkileyici, ustaca sinemasal anlatımına tanık oluruz.
+Son sahnede Lidia eskiden Giovanninin ona gönderdiği bir mektubu okur. Ezbere yazılamayacak kadar duygulu bu aşk mektubunun yazan kişi tarafından hatırlanmaması herhalde yönetmen tarafından modern toplum insanına gönderilen en ağır eleştiridir. Daha sonra film karakterlerin, dolayısıyla insanoğlunun, karşı karşıya kaldığı en gerçek ve umutsuz son sahneyle karşı karşıya bırakır bizi.