Filmin konusu enteresan. Bir tarihçi olarak benim hoşuma gitti. Baş karakterin tarihi bir figür olması ilgimi çekmişti. Meraklısı için Jeanne D'arc denilen talihsiz kızcağızın gerçek hikayesini özetleyeyim;
Jeanne D'arc muhtemelen psikoz hastası genç bir kızdı. Yüzyıl savaşlarının içinde doğmuş olması neticesinde küçüklüğünden beri gördüğü şiddet ve gerilim ortamı travmalar yaratmış. Ailesi sıradan çiftçi. Beş kardeşi vardı. Annesi Isabelle yaşadıkları köyde çok koyu bir katolik olarak tanınırdı fakat şöyle bir durum var bu insanlar orta çağda kırsalda yaşayan okuma-yazma bilmeyen köylüler. Yani din hakkında bildikleri şeyler büyük ölçüde hikayelerden ve efsanelerden ibaret. Annesi Isabelle'in etkisi, yaşadığı gerilimli ortam ve (benim düşünceme göre) psikoz hastası olması sebebiyle kendini Tanrı'nın elçisi zannetti...
E peki orta çağda genç bir kız nasıl bir veliahtla görüşebildi, askerleri ikna edebildi, halkın biricik umudu oldu? ... Devamı
Filmin konusu enteresan. Bir tarihçi olarak benim hoşuma gitti. Baş karakterin tarihi bir figür olması ilgimi çekmişti. Meraklısı için Jeanne D'arc denilen talihsiz kızcağızın gerçek hikayesini özetleyeyim;
Jeanne D'arc muhtemelen psikoz hastası genç bir kızdı. Yüzyıl savaşlarının içinde doğmuş olması neticesinde küçüklüğünden beri gördüğü şiddet ve gerilim ortamı travmalar yaratmış. Ailesi sıradan çiftçi. Beş kardeşi vardı. Annesi Isabelle yaşadıkları köyde çok koyu bir katolik olarak tanınırdı fakat şöyle bir durum var bu insanlar orta çağda kırsalda yaşayan okuma-yazma bilmeyen köylüler. Yani din hakkında bildikleri şeyler büyük ölçüde hikayelerden ve efsanelerden ibaret. Annesi Isabelle'in etkisi, yaşadığı gerilimli ortam ve (benim düşünceme göre) psikoz hastası olması sebebiyle kendini Tanrı'nın elçisi zannetti...
E peki orta çağda genç bir kız nasıl bir veliahtla görüşebildi, askerleri ikna edebildi, halkın biricik umudu oldu? Bunun sebebi de tamamen umutsuzluk arkadaşlar. Filmde belirtildiği gibi 1420'li yıllarda savaş tamamen Fransa'nın aleyhine ilerliyordu. Uzun zamandır savaşmaktan bitap düşmüş askerler, vergi vermekten askere gitmekten anası ağlamış olan halk artık bir azizenin gelip onları kurtaracağına inanmaya başlamıştı zaten. Tarihte durum hep böyle olmuştur, bir toplum felaketler yaşamaya başladığı zaman bir kurtarıcıya tutunma eğiliminde olur.
8. Charles ise ülkesinin yarısını kaybettiği için tahta çıkma umudu yok denecek kadar azdı. Veliahtlığı döneminde İngilizler o kadar avantajlıydı ki muhtemelen depresyonda ve umutsuz haldeydi. O da bir kurtarıcı beklemiş olmalı. 16 yaşında dindar genç bir kızın çıkıp ona olumlu şeyler söylemesi hoşuna gitmiş olmalı.
3 senede Fransa'nın umudu olan bu genç kız politik emellerin kurbanı olmuştur. İşi biten kral bunu takmamaya başlamıştır. Kendi halinde takılan kızı adeta ölmesi için boşvermiştir. Askeri deneyimi olmayan bu cahil de kısa sürede yakayı ele verip yakılarak öldürülmüştür...
Kendisi saf ve hastadır. Filmde psikoz hastası olduğunu vurgulamaları çok iyi bir detay. Bu kız bir kahraman, peygamber veya bakire meryem vs... tarzı bir şey değildi sadece zavallı, hasta ve hastalığı sebebiyle gördüğü sanrılara inanmış genç bir kızdı.
Jeanne la Pucelle serisindeki [1. Kısım: "Les Batailles" (Savaşlar), 2. Kısım: "Les Prisons" (Zindanlar)] hataların giderilmiş olduğu bir filmdir umuduyla bu filmi izledim. Bir de Milla Jovovich'in böyle bir roldeki performansını görmek istedim. Oyunculuk konusu gayet tatmin ediciydi ama film içeriklerine değinmek gerekirse bazı kusur ve hatlar düzeltilmiş olup başka şeyler yerini almış denebilir.
Joan of Arc'ın bir haber getirdim deyip eline ordu verilmiş bir şekilde gösterilmesi önceki filmde çok yüzeysel iken bu film de daha güzel bir şekilde seyirciye yedirilmiş. Bu filme en çok eleştirel olarak gözüme batan kısım yargılanma süreci oldu. Zindanlar filminde son derece tatmin edici konuşmalar ve işkence sahneleri izlerken buradaki mahkeme süreci basitleştirilmişti. Öte yandan bu filmdeki çarpışma sahneleri daha başarılıydı. Bu filmi öne çıkaran bir başka unsur ise Joan'ın son akli muhasebesiydi. Gerçekten zamanında böyle bir iç çatışmaya düşmüş müdür bilinmez ama filmdeki iç sorg... Devamı
Jeanne la Pucelle serisindeki [1. Kısım: "Les Batailles" (Savaşlar), 2. Kısım: "Les Prisons" (Zindanlar)] hataların giderilmiş olduğu bir filmdir umuduyla bu filmi izledim. Bir de Milla Jovovich'in böyle bir roldeki performansını görmek istedim. Oyunculuk konusu gayet tatmin ediciydi ama film içeriklerine değinmek gerekirse bazı kusur ve hatlar düzeltilmiş olup başka şeyler yerini almış denebilir.
Joan of Arc'ın bir haber getirdim deyip eline ordu verilmiş bir şekilde gösterilmesi önceki filmde çok yüzeysel iken bu film de daha güzel bir şekilde seyirciye yedirilmiş. Bu filme en çok eleştirel olarak gözüme batan kısım yargılanma süreci oldu. Zindanlar filminde son derece tatmin edici konuşmalar ve işkence sahneleri izlerken buradaki mahkeme süreci basitleştirilmişti. Öte yandan bu filmdeki çarpışma sahneleri daha başarılıydı. Bu filmi öne çıkaran bir başka unsur ise Joan'ın son akli muhasebesiydi. Gerçekten zamanında böyle bir iç çatışmaya düşmüş müdür bilinmez ama filmdeki iç sorgu başarılıydı.
@ozanhancer
1 yıl önce
8.5 / 10
Jeanne D'arc muhtemelen psikoz hastası genç bir kızdı. Yüzyıl savaşlarının içinde doğmuş olması neticesinde küçüklüğünden beri gördüğü şiddet ve gerilim ortamı travmalar yaratmış. Ailesi sıradan çiftçi. Beş kardeşi vardı. Annesi Isabelle yaşadıkları köyde çok koyu bir katolik olarak tanınırdı fakat şöyle bir durum var bu insanlar orta çağda kırsalda yaşayan okuma-yazma bilmeyen köylüler. Yani din hakkında bildikleri şeyler büyük ölçüde hikayelerden ve efsanelerden ibaret. Annesi Isabelle'in etkisi, yaşadığı gerilimli ortam ve (benim düşünceme göre) psikoz hastası olması sebebiyle kendini Tanrı'nın elçisi zannetti...
E peki orta çağda genç bir kız nasıl bir veliahtla görüşebildi, askerleri ikna edebildi, halkın biricik umudu oldu? ... Devamı
Jeanne D'arc muhtemelen psikoz hastası genç bir kızdı. Yüzyıl savaşlarının içinde doğmuş olması neticesinde küçüklüğünden beri gördüğü şiddet ve gerilim ortamı travmalar yaratmış. Ailesi sıradan çiftçi. Beş kardeşi vardı. Annesi Isabelle yaşadıkları köyde çok koyu bir katolik olarak tanınırdı fakat şöyle bir durum var bu insanlar orta çağda kırsalda yaşayan okuma-yazma bilmeyen köylüler. Yani din hakkında bildikleri şeyler büyük ölçüde hikayelerden ve efsanelerden ibaret. Annesi Isabelle'in etkisi, yaşadığı gerilimli ortam ve (benim düşünceme göre) psikoz hastası olması sebebiyle kendini Tanrı'nın elçisi zannetti...
E peki orta çağda genç bir kız nasıl bir veliahtla görüşebildi, askerleri ikna edebildi, halkın biricik umudu oldu? Bunun sebebi de tamamen umutsuzluk arkadaşlar. Filmde belirtildiği gibi 1420'li yıllarda savaş tamamen Fransa'nın aleyhine ilerliyordu. Uzun zamandır savaşmaktan bitap düşmüş askerler, vergi vermekten askere gitmekten anası ağlamış olan halk artık bir azizenin gelip onları kurtaracağına inanmaya başlamıştı zaten. Tarihte durum hep böyle olmuştur, bir toplum felaketler yaşamaya başladığı zaman bir kurtarıcıya tutunma eğiliminde olur.
8. Charles ise ülkesinin yarısını kaybettiği için tahta çıkma umudu yok denecek kadar azdı. Veliahtlığı döneminde İngilizler o kadar avantajlıydı ki muhtemelen depresyonda ve umutsuz haldeydi. O da bir kurtarıcı beklemiş olmalı. 16 yaşında dindar genç bir kızın çıkıp ona olumlu şeyler söylemesi hoşuna gitmiş olmalı.
3 senede Fransa'nın umudu olan bu genç kız politik emellerin kurbanı olmuştur. İşi biten kral bunu takmamaya başlamıştır. Kendi halinde takılan kızı adeta ölmesi için boşvermiştir. Askeri deneyimi olmayan bu cahil de kısa sürede yakayı ele verip yakılarak öldürülmüştür...
Kendisi saf ve hastadır. Filmde psikoz hastası olduğunu vurgulamaları çok iyi bir detay. Bu kız bir kahraman, peygamber veya bakire meryem vs... tarzı bir şey değildi sadece zavallı, hasta ve hastalığı sebebiyle gördüğü sanrılara inanmış genç bir kızdı.
@tiamath
1 yıl önce
6 / 10
Joan of Arc'ın bir haber getirdim deyip eline ordu verilmiş bir şekilde gösterilmesi önceki filmde çok yüzeysel iken bu film de daha güzel bir şekilde seyirciye yedirilmiş. Bu filme en çok eleştirel olarak gözüme batan kısım yargılanma süreci oldu. Zindanlar filminde son derece tatmin edici konuşmalar ve işkence sahneleri izlerken buradaki mahkeme süreci basitleştirilmişti. Öte yandan bu filmdeki çarpışma sahneleri daha başarılıydı. Bu filmi öne çıkaran bir başka unsur ise Joan'ın son akli muhasebesiydi. Gerçekten zamanında böyle bir iç çatışmaya düşmüş müdür bilinmez ama filmdeki iç sorg ... Devamı
Joan of Arc'ın bir haber getirdim deyip eline ordu verilmiş bir şekilde gösterilmesi önceki filmde çok yüzeysel iken bu film de daha güzel bir şekilde seyirciye yedirilmiş. Bu filme en çok eleştirel olarak gözüme batan kısım yargılanma süreci oldu. Zindanlar filminde son derece tatmin edici konuşmalar ve işkence sahneleri izlerken buradaki mahkeme süreci basitleştirilmişti. Öte yandan bu filmdeki çarpışma sahneleri daha başarılıydı. Bu filmi öne çıkaran bir başka unsur ise Joan'ın son akli muhasebesiydi. Gerçekten zamanında böyle bir iç çatışmaya düşmüş müdür bilinmez ama filmdeki iç sorgu başarılıydı.
@rinustalarin
16 yıl önce
9.1 / 10
Herhalde insanoğlunun nankörlüğünü ve dinin sapkınlıklarını daha iyi anlatan başka bir film daha olamaz.
Oyunculuk ve senaryo muhteşem. Yorucu ve dopdolu bir film.
İzleyin...