Belirsiz Gece Suare 32 - Gael García Bernal: No & Diarios de motocicleta

althttp://www.posters.ws/images/841921/gael_garcia_bernal.jpg" />

 

Gael García Bernal (d. 30 Kasım 1978 ) Meksikalı oyuncu ve yönetmen. Çocukluğundan beri ülkesi Meksika’da aktör olarak çalışan Gael Garcia Bernal, Alejandro González Iñárritu’nun Oscar adayı “Amores Perros”undaki rolüyle ilk uzun metrajlı filminde oynadı. Dünya çapında eleştirmenlerin beğenisini toplayan o filmdeki müthiş performansıyla Oscar ödüllerinin Meksika’daki eşdeğeri kabul edilen Gümüş Ariel Ödülünü ve Chicago Uluslararası Film Festivali’nde de Gümüş Hugo Ödülünü kucakladı. Bu ödüllerin her ikisi de en iyi aktör dalındaydı.

Daha sonra Alfonso Cuaron’un Oscar adayı “Y Tu Mama Tambien” adlı çalışmasında çocukluğundan beri yakın arkadaşı olan Diego Luna ile birlikte kamera karşısına geçti. O filmde sergiledikleri performans ile iki arkadaş, Venedik Uluslararası Film Festivali’nde Marcello Mastroianni ödülüne ortak olarak layık görüldü.
Ardından Carlos Carrera’nın Oscar adayı romantik drama çalışması “El Crimen Del Padre Amaro”nun (The Crime of Father Amaro) başrolünde oynadı. O filmdeki performansıyla da Meksika Sinema Yazarları Derneği’nin verdiği Gümüş Tanrıça ödülünü en iyi aktör dalında kazandı. Ayrıca Chicago Film Eleştirmenleri Derneği’nin Gelecek Vaad Eden Sanatçı ödülüne aday gösterildi.
2004’te olağanüstü yoğun bir yıl yaşadı. Eylül ayında Brezilyalı yönetmen Walter Salles’in imzasını taşıyan “The Motorcycle Diaries”te oynadı. Che Guevara’nın gençlik yıllarının portresini çizdiği o filmdeki başarısıyla Sundance ve Cannes Film Festivallerinde olumlu övgüler topladı. İngiltere’nin Oscar’lari olarak nitelenen BAFTA ödüllerinde en iyi başrol aktörü performansı adaylığı alırken Motion Picture Club tarafından da Geleceğin Erkek Starı olarak onurlandırıldı. Ardından Kasım ayında izleyiciler onu ünlü İspanyol yönetmen Pedro Aldomovar’ın yönettiği “La Mala Educacion”da (Bad Education) izleme fırsatı buldu. Filmde üç kompleks karakteri birden oynadı.
2005 yılına gelindiğinde Londra’da sahneye çıkmaya başlayarak Federico Garcia Lorca’nın “Blood Wedding” adlı oyununda başrolde izleyici karşısına çıktı. Daha sonra James Marsh’ın bağımsız draması”The King”de William Hurt ile birlikte oynadı. O filmde deniz kuvvetlerinden atıldıktan sonra evine dönen genç bir adamın portresini çizdi. 2005’te oynadığı bir başka film ise, Michael Gondry’nin merakla beklenen fantastik çalışması “The Science of Sleep” oldu.

Daha çok Paramparça Aşklar Köpekler, Che'yi canlandırdığı Motosiklet Günlüğü ve en iyi film dalında Oscar'a aday olan Babil filmleriyle tanınır. Bernal Dünya'nın en yakışıklı 8. erkeği seçildi.

Filmografisi için buraya buyrun :)

 

Not: Kötü Eğitim'deki beni ürküten değişimi :)

althttp://static.chilango.com/media/2012/06/07/gael-garcia-bernal.jpg" />

 

 

1) No (2012)

althttp://www.filimadami.com/thumbnails/thumb_51546.jpg" />

Yönetmeni Pablo Larraín’e Cannes’da C.I.C.A.E. ödülünü kazandıran, Şili’nin 2013 Yabancı Film Oscar adayı No, 1988 yılında, Pinochet’nin baskıcı rejimi sırasında geçiyor. Gael García Bernal’in canlandırdığı reklamcı, muhalifler için hazırladığı bir kampanyayla sıra dışı bir özgürlük hareketine imza atıyor.

 

  Bkz: 1973 Şili Darbesi , Augusto Pinochet

Ayrıca filmi izledikten sonra izleyiniz : No Lo quiero No, Chile, la alegría ya viene 

 

 2)  Motosiklet Günlüğü (2004) - Diarios de Motocicleta

althttp://www.filimadami.com/thumbnails/thumb_624.jpg" />

Devrim kahramanı Che'yi herkes tanır. Peki ya bir zamanlar onun Buenos Aires'in varlıklı kesimlerinde yaşayan 23 yaşında bir tıp öğrencisi olduğu kaç kişi bilir? Peki 29 yaşındaki arkadaşı, biyokimyacı Alberto Granado'yla birlikte yaptıkları motosiklet yolculuğunda Latin Amerika'nın gerçekleriyle nasıl yüzleşmek zorunda kaldıklarını? 1952 yılında Ernesto ve Alberto Buenos Aires'ten bir motosikletin sırtında yola çıkarlar. Araçları arızalandığında otostop yapar, halka kaynaşmaya başlarlar. Bildiklerinden çok farklı bir Latin Amerika gerçeği beklemektedir onları. Astımı olan Ernesto ilaçlarını bir kadınla paylaşır; cüzam kolonisinde, hastaların kaderine ortak olurlar. İnka medeniyetinin üzerinde yükselen çarpık kentleşme ve adaletsizliklere şahit olurlar. Bu yolculuk, iki genç adamın geleceklerini şekillendirecektir. Che'nin günlüklerinden yola çıkarak Alberto Granado'nın yazdığı kitaptan uyarlanan film, şimdiye kadar gösterildiği tüm uluslararası festivallerde coşkuyla karşılandı. Film, latin müzisyenlerin süslediği müzikleriyle de ilginç bir seyir sunuyor.

Motorsiklet Günlükleri'ni izleyeli bir beş yıl oluyor sanırım ama Gael Garcia Bernal'i ilk izlediğim filmdi ve kendisine hayran kalmıştım. O yüzden filmi pek unutmadım, e tabi bir de Che olunca konu gayet ilgi çekici bir filmdi. 

 

No ise daha yeni izlediğim için hala her ayrıntısını hatırlıyorum. Film bittikten sonra 1 ay boyunca  No lo quiero no no no diye dolanıyordum :) Belgesel tadında bir film. İtiraf ediyorum ki hiç bir fikrim yoktu Pinochet kimmiş, Şili'ye ne olmuş ne bitmiş. Bu filmi izleyince hayran kaldım orası kesin. Bu kadar güzel bir şekilde insanların istediklerini elde etmeleri çok güzeldi. Umut dolu bir film. Gael biraz pasifti bu filmde çok gözüme batmadı. 

 

Bir de bir genelleme yapmam gerekirse Bernal filmlerinde hep mağduru oynuyor :) Daha farklı bir filmini izlemedim galiba. Sürekli başına kötü şeyler geliyor :)

Gael Garcia Bernal'dan Motorsiklet Günlüklerini izledim. Che'ye özel bir hayranlık besleyenlerden değilim ama anlamlı yol filmlerini severim. Latin Amerikanın değişik kültür ve yaşam biçimlerini görmekle beraber oradaki yaşayan insanların sefaletine de tanık oluyorsunuz. Şahsen Into The Wild gibi bir yol filminden daha enteresan buldum. Hikayenin bazı yerlerine geri dönüş yoktu ve daha çok dışavurumcu bir dünya çiziliyor. Latın Amerika'dan başlamışken No'yu da bu hafta aradan çıkartayım.

Motosiklet günlüklerini izledim. Che'nin devrim tarihindeki rolüne pek hakim olduğum söylenemez ama Ernesto Guevara kimmiş yalın bir şekilde onu izledim diyebilirim.  Hem fiziksel hem de içsel bir yolculuğun anlatıldığı ve arkadaşlık ilişkisinin de ön plana çıkarıldığı güzel bir yolculuk filmi olmuş. 

Bence yolculuğun ve filmin asıl başladığı nokta o motosikletin külüstüre ayrıldığı zamandı. Buna rağmen filmin adının motosiklet günlükleri olması da değişik tabii(: 

O kadar yer değiştirip bir sınıra rast gelmezken kuzey-güney ayrımı aradaki nehrin bir sınır kabul edilmesi de çok güzel bir gönderme olmuş. 

Aklımda kalan küçük iki diyalog:

Filmimizin başlarında ilk kez yatacak yer aradıklarında adam onlara işçilerle dışarda yatmayı önerdiğinde Alberto 'ama biz doktoruz' der. Madenci çift yolculuk amaçlarını sorduğunda Ernesto'nun cevabı: 'öylesine'. 

Bu arada siyah beyaz kareler ve müzikler güzeldi.

 

bu suarenin bana getirisi no'yu izlemek oldu.uzun süreden beri aklımda olan bir türü izleme imkanı bulamadığım bir filmdi.izledim rahatladım :) gayet güzeldi bence.hiç umutları olmadığı halde uğraşıp didinip her türlü baskıya rağmen kampanyayı kazanmaları ne güzeldi.gözüme tanıdık gelen çok şey vardı tabi.bunların yıllar önce yaşandığını düşünürsek bu zamanda hala tanıdık gelmeside ayrıca üzüntü verici.oyunculuklar sanki biraz sönük mü kalmış demeden edemedim ama bi taraftanda konu düşünülünce normaldi sanırım.filmin başrolünde kampanya vardı sanki...

motorsiklet günlüklerine gelirsek izleyeli çok oldu ama beğendiğimi hatırlıyorum.Che'nin farklı yönlerini görmeyi değişimini sevmiştim.çok fazla ayrıntı hatılamasamda aklımda kalan güzel bir yol filmiydi.

uzun ve meşakkatli bir suare oldu.filmleri oyuncuları öneren emek verip izleyen herkese teşekkürler en çok da suarelerle uğraşan doktorumuza teşekkürler tabi :)

Diarios De Motocicleta

Filmi izleyeli uzun yıllar oluyor. Hatırlamam için tekrar izlemem gerekti  :)

23 yaşındaki tıp öğrencisi Ernesto Che Guevara ve 29 yaşındaki biyokimyaci arkadaşı Alberto Granado, Güney Amerika yı keşfetmek için eski bir motorsikletle yola çıkarlar. Motorları bozulur ve otostopla yola devam etmek zorunda kalırlar. İki gencin bu toprakların halklarını ve gerçekliğini daha yakından tanımak için çıktıkları bu yolculuk onların tüm yaşamlarını etkileyecek değerleri belirler.

Che’nin siyasi kimliğini kazanmadan önceki yaşamını anlatan kendi anılarından yola çıkılarak kendi arkadaşlıklarının da anlatıldığı güzel bir yol filmi olmuş.
Arjantin, Şili, Brezilye ve Peru'da geçen filmin atmosferi ve müzikleri çok etkileyici.

Che’nin filmin sonundaki bu repliğine filmin özeti diyebiliriz:
“Bu bir kahramanlık öyküsü değil. Bir süre paralel ilerleyen hayatların hikayesi. Amaçlarımız ve hayallerimiz ortaktı. Bakış açımız çok mu dardı, önyargılı ve aceleciydi. Vardığımız sonuçlar çok mu katıydı. Belki… Bizim Amerika’mızı dolaşmak beni çok değiştirdi, artık eski ben değilim. En azından eskisi gibi değilim…”

ah ahhh kendi önerdiği filmi izleyemeyen bir insanım ben!! no yu bulamadım ve izleyemmedim çok üzgünüm :( burada güzel fillm olduğunu duymak daha da kötü hissetmeme sebep oldu ama azimliyim elbet bir gün edinip izleyeceğim.

öyle olunca açığımı diğer filmleri izleyerek kapattım,motosiklet günlüklerini tekrar izledim. sevdiğim bir filmdi ama ayrıntılarını çok hatırlamıyordum tekrarda yarar gördüm...

yol filmlerini zaten oldum olası sevmişimdir,hele bir de che gibi bir liderin yolculuğuysa daha da keyifli benim için. sıradan vatandaş che nin kumandan che dönüşmesini izledim filmde. ilk izlediğimde de aynı şeyi düşünmüştüm "belki o sefil yolculuğa çıkmaya cesaret edemeseydi,latin amerika halklarının sefaletini gözleriyle görmeseydi che CHE olamazdı." yolculuk deyip geçmemek lazım bir halkın ve hatta bir kıtanın akışını değiştirebilir :)

NO
Yıl 1973 ve yıl 2013 geçen kırk yıl sonrasında  herşey ne kadarda aynı.amerikan desteğiyle başa gelmiş bir diktatör.ezilen sömürülen halk.susturulmuş medya.sadece düşüncelerini  söyledikleri  için içeri tıkılan binlerce insan.tek dileğim özgür bir toplum için herkesin birgün hayır demesini  öğrenmesi…
NO yu öneren arkadaşıma bir kere daha teşekkür etmek istiyorum sayesinde müthiş bir film seyrettim…
Bu arada bahsetmeden geçemeyeceği bir iki nokta daha var utanarak söylüyorum Barnel'in seyrettiğim ilk filmiydi NO.adamın yeşilmi yoksa bal rengimi olduğunu tam kestiremediğim gözlerine hasta olduğum :) ikincisi  filmdeki bütün kadınların çirkinlikte birbirleriyle yarıştıkları... 
Motosiklet  günlüklerinin yorumu yarına anacığım :) herkese iyi geceler …
 

Yol filmlerine karşı zaafımı her an belirtme meraklısıyımdır. Yol gizemdir... Serüvendir... Yüksek ihtimal değişimi beraberinde getirir. Bu yüzden Motosiklet Günlüğü'nü izlerken çok beğenmem, başucu filmlerimin arasına almam zor olmadı ancak filmin bana göre asıl mahareti ne yol filmi kalıplarını başarıyla kullanmasında, ne oyuncuların ölçülü performansında. Sembolleşen bir figürü, kendi mitini oluşturan Ernesto Che Guevera'yı insani yanlarıyla anlatmasında. Böylece onun halk insanı kimliğini pekiştirmesinde.

 

Mitler güçlü ancak tehlikelidirler. Sembolleşme sembolleştiği karakterin asıl faydalarını gözden kaçırmamızı sağlayabilir. Bir ismi vb. sırf etiket olarak kullanmamıza neden olabilir. Farkındayızdır veya değilizdir. 

 

Motosiklet Günlüğü aynı zamanda Che'nin fikirlerinin nasıl oluştuğuna, fikirlerin aniden filizlenmemesine, bir süreç olduğuna bakışıyla da hoşuma gitti.

 

Tekrar tekrar izlenir ve G. G Bernal sinema seni iyi ki keşfetmiş...

Yönetmen Pablo Larrain'in teknik bir tercihiyle eski bir video kaset izliyormuş hissiyatı yaratan, belgeselvari özellikler de barındıran No vizyonda ikide iki yapmamı sağladı. Öncesinde Tarantino filmi Django Unchained i izlemiştim. İki filmden de büyük keyif aldım.

 

No filmi gerçek bir hikaye etrafında şekilleniyor. Gael Garcia Bernal'in performansından güç alıyor. Anlattığı öyküyü mümkün mertebe sömürmeden aktarıyor. Barındırdığı ironi ise muhteşem. Kapitalist düzenin önemli silahı reklamcılığın, sosyalistler, demokratlar vesaire tarafından bir diktatörlüğü devirmek için kullanılması.

 

!!!! Dikkat az buçuk, çok etkileyici olmayan spoiler içerir.

Açılış sahnesinde bir cola reklamı mevcut. Reklama yönelik yapılan bir sunumu izliyoruz. O reklamdaki Amerikan içeriği aslında filmin, Şili tarihinin bir özeti niteliğinde.

 

No tarafı ilginç bir yöntem sergiliyor kampanyalarında. Acitasyon yerine, eğlenceli bir kampanya hazırlıyorlar. Yes tarafı ise her zorunluluk yaratmaya çalışan gücün yapmaya yeltendiği biçimde "korku" yu kullanıyor. Özellikler, o anki durumun kaybolması, elde edilenlerin yok olması korkusunu. Orada bir reklamcı şunları söylüyor; "Onları geçmişleriyle korkutun. Siz hür, içlerinden birinin zengin olduğu sistemi yarattığınız. Dikkatinizi çekiyorum, herkesin demedim."

 

Ardından açık tehditler devreye gidiyor. Nihayetinde film umulduk bir biçimde devam edip sonlanıyor.

No yine Bernal'in oynadığı, Iciar Bollain'in yönettiği "Yağmuru Bile" kadar etkileyici değil belki. Fakat yine de iyi bir sinemasal deneyim. İzlenmeli...

 

Bir mesaja cevap veriyorsunuz.