"Anladım ki ..... "dediğiniz herşey...

Anladım ki, aşık oldun mu herkes bilsin istiyormuşsun. Anladım ki, sevdiğin olmadan geçecek 6 gün, en zor 6 günmüş. Anladım ki, Tanrı cehennemi öyle bir 6 günde yaratmış olabilirmiş.

Alla Alla :(((

Saygılar.
Anladım ki, insana en büyük mutluluğu da en büyük acıyı da sevdiği kişi yaşatıyor. Ve bir kere kalbinizi birinin eline verdiğinizde yaşamak çok zor oluyor.
Anladım ki hiçbir şey sınavlarımdan daha önemli değil.
Anladım ki, insan mutluyken çevresindeki hayat ona daha üzücü geliyormuş. Keşke herkes mutlu olsa diyormuşsun. Bir yerlerde Tanrı falan varsa eminim o da çok üzülüyordurmuş. :(((

Anladım ki, uzaklardan bir yerlerden bir piç sana parmak sallıyormuş, ulan elbet senin de defterin dürülür diyormuş. O piçe çok yaklaşınca aslında sen olduğunu anlıyormuşsun. Gerisi de sadece beklemek oluyormuş.

Bakalım, bu piçin bi kez daha hayatımı mahvetmesi kaç gün sürecekmiş ? Anladım ki, insan içindeki piçi öldürmeden kimseyi sevmemeliymiş.

( NOT: The ergen detected yapmak isteyen dost, sıraya gir. )

Saygılar.
anladım ki her ne olursa olsun, zaman içinde herkes gelip geçebilirken (hatta en tahmin edemeyeceğiniz arkadaşlarınız bile), en kötü durumlardan sonra dahi, hatta katil bile olsanız, sizin yanınıza baki kalan bir tek aileniz oluyor.

tabii "ailem" diyebildikleriniz, her kimler ise..
Anladım ki, yakınlarınızı kaybettiğinizde geride kalan her his anlamsızlaşıyor.
Anladım ki insanları göründüğümden daha fazlası olduğuma inandırabiliyorum.
Anladım ki, insanlar sana göründüğünden çok daha fazlası olduğuna inandırıyorlar..
Anladım ki, sevdiğiniz kişi sizin tüm dangalaklıklarınıza katlanabiliyorsa buna hem sevinip hem kızabiliyormuşsunuz. Sevdiğiniz kişinin mutluluğu her şeyden önemli hale gelebiliyormuş. Ona tüm yaşattıklarınızdan sonra, hala mutlu iseniz, bu size acı verebiliyormuş. Sevdiğiniz kişi tarafından katledilmek isteyebiliyormuşsunuz. Onun mutluluğu için cehennemin dibine gitmeyi dileyebiliyormuşsunuz. Onunla geçirdiğiniz her dakika hak etmediğiniz bir hediye gibi gelebiliyormuş. Asla ödeyemeyeceğiniz bir borçla yaşamak zorunda kalabiliyormuşsunuz. Ve şaşırtıcı şekilde, bu tür bir hayata katlanmayı isteyebiliyormuşsunuz.

Anladım ki, aşk "the liseli detected" durumuymuş. Ve aşk, insanı inci jargonuyla konuşmak zorunda bırakarak,açıklanması güç bir dilemma içine sokabiliyormuş.

Aşk, the saygılar.
Anladım ki, karşınızdaki insan sizin yerinize de konuşuyorsa ve siz de onu hiç sıkılmadan dinleyip, gözlerinizi kapatıp hayal ediyorsanız, gülmesi için beyninizi kurcalayıp kenarda köşede kalmış en malca şeyleri söylüyorsanız, salak bir gülümsemeyle tavana göz kırpıp uyuyorsanız, karşınızdaki varlığın ansiklopedi olduğunu düşünüyorsanız, onunla sıkılmak kelimesi saatler sonra unuttuğunuzu farkediyorsanız ve güne Havlayarak başlıyorsanız aşıksınız.... Ama siz değil ben... Çünkü bunların hiç birini yaşayamazsınız hissedemezsiniz...

Bilmukabele...

;)
Bir mesaja cevap veriyorsunuz.