Majid Majidi - Cennetin Çocukları - Cennetin Rengi

                                             althttp://www.filimadami.com/afisler/6815.jpg" />

 

Onlar karşılaştıkları ve yaşadıkları sorunları aileleriyle paylaşmıyorlar, kendileri çözmeye çalışıyorlar. Aslında sorunları Zahra'nın kaybolan ayakkabılarıyla ilgili. Abisi Zahra'nın ayakkabılarını kaybettiği için kendi ayakkabılarını kardeşiyle paylaşmak zorunda kalıyor. Çünkü yeni bir çift ayakkabı alamayacak kadar yoksullar. İki kardeş günlerini tek bir çift ayakkabıyı paylaşarak geçirmeye çalışıyorlar.

                                                 althttp://www.filimadami.com/afisler/1213.jpg" />

Tahran'ın körler okulunda okuyan Mohammad babasının onu yaz tatili için okuldan almasını beklemektedir. Babası uzun bir bekleyiş sonunda gelmiştir ve onu köye kız kardeşlerinin yanına götürür.

Doğa aşığı olan ve köy, aile özlemi duyan bu çocuktan babası kör olduğu için utanmaktadır. Babası yeniden evlenmek için evleneceği kadına Mohammed'den bahsetmez. 

Etkileyici ve duygusal olan bu film, aslında kim kör sorusunu akıllara getiriyor. Film Uruguay, Montreal, San Diego dahil olmak üzere birçok festivalde ödül kazanmıştır.

 

http://www.youtube.com/watch?v=nZyrQGrWaA8

şu şarkı var ya, "keşke yalnız bunu için sevseydim" 

Cennetin Çocukları : 

Filmin tatlı bir havası olduğunu inkar etmeyeceğim, gayet hoştu aslında. Benim filmi çok beğenmeme sebebim ise filmlerde bazı şeylerin gözümüze gözümüze sokulması hiç hoş değil. Filmin basit ve acındırıcı anlatımına rağmen, Majidi yan hikayelerle(ve küçük gibi gözüken ama gözümüze soktuğu detaylarla) daha da çok acıma yaratmak istemiş bizlerde ve bu beni sıktı biraz. Oscar'ı niye kazanamadığına baktığımda karşısındaki adayın Hayat Güzeldir olması sadece "yazık olmuş" dedirtti. 

Bir de filmin kısa süresine rağmen içeriğin çok boğucu olması filmi bitirtmedi bir türlü. Yine de, izlemeyen kalmamış sanırım ama izleyin diyorum seversiniz sanırım :)

 

 Bir de nasıl belirtmem; Ali filmde rol yapmamış, yaşamış resmen. İnanılmazdı yahu :) 

Cennetin Rengi:

Daha sanatsal bir filmdi öncelikle. Majidi'nin tarzını bu filmle daha iyi kavrayıp, daha az sevmiş bulunmaktayım. Marangozla konuşulan sahne filmin beğendiğim ender yerlerindendi. Benim bu tarz işlerle pek aram yoktur ama izleyenin içini sızlatır sanırım. Bir de arkasından gelen babanın isyanı... Benim gözümü dolduran tek sahne ise Nine'si bulamasın diye ağacın ardına saklandığı sahneydi. Orada Nine'nin bakışı filme bedeldi.

 

Sonuç olarak Arkadaşlar kızacak bana ama İran sineması bana göre değilsin :) (Bir Ayrılık'ı ayrı tutuyorum). Marmoulak'ı da daha sonra izleyeceğim, bu suareden artımı kapayım da ben :)

cennetin rengi

 

muhammed o küçük elleriye, ağlayışıyla, gülüşüyle her haliyle ciğerimi dağladı.marangozhanede sessizce ağlarken körlüğüne isyan eder hale gelmesi, yaptığı konuşma içimi parçaladı.kimse beni sevmiyor diye ağlarken kesinlikle ona sarılmak ve seni seviyorum demek istedim.onu oraya bırakan babasına duyduğum nefreti anlatmama gerek yok sanırım.muhammedin ninesiyle olan ilişkisi çok güzeldi.ninenin ona her baktığına içinin yandığını hissetmekse dokunaklıydı.kız kardeşler çok sevimliydi.film görsel açıdanda etkilciydi özellikle köy sahneleri.babanın kaderine isyan ettiği sahne güzeldi ama bu ona karşı hissettiklerimi yumuşatmaya yetmez.bazı ana babalar çocuklarını bağırlarına basmak için kötü bişey olmasını beklemeseler keşke yada hiç üremeseler mi acaba?

 

cennetin çocukaları

 

iki kardeşin bir çift ayakkabıyı paylaşmaları, okula geliş gidişlerdeki panik halleri buna rağmen aileye hiçbirşey belli etmemeleri hepsi çok iyi yansıtılmıştı.iki sahne bitirdi beni.zehranın ayakkabısını giyen kızı takip edip de babasının durumunu gördükleri sahne ve tabi alinin yarış sonrası fotoğrafının çekildiği sahne.ilk kez bir yarış sahnesinde birincilik gelmesin  diye dua ettim.çocuk oyuncular özellikle aliyi canlandıran oyuncu çok iyi iş çıkarmış.bir kez daha parasızlığın gözü kör olsun dedirtti bu film bana.odalar dolusu bilmem kaç çift ayakkabısıyla övünen hatta onları bile beğenmeyen insanların olduğu bu dünyada çocuklar hiç değilse bir çift ayakkabıya rahatça sahip olabilselerdi...

 

sonuç olarak iki etkileyici majidi filmi izlemiş olmaktan mutluyum.yönetmenin tarzını fazlasıyla sevdim.doktorun aksine iran sinemasını da sevdim :p güzel bir suare oldu bence emeği geçen herkese teşekkür :)

daddy's home !

 

Cennetin Rengi

iran sinemasının cenneti olsa gerek bu film. Görme engelli bir çocuğun penceresinden görülenlerin “tek gerçek” oluşu muazzam anlatılmış. Aklıma engelli doğma ihtimali ile kürtajı desteklenen bebekler geldi. Maneviyatı zayıf olan insanlar büyük sınavı maalesef aşamıyorlar, önlerinde var olan her şeye sımsıkı yumuyorlar gözlerini. Kuşu yuvasına taşıyan Muhammed, balığı temiz suya taşıyan nine ve ters dönmüş kaplumbağanın yanından geçip giden baba.. Öğrencilerime izletecek enfes bir film daha kattım arşivime.

*** Bu arada ninenin oğluna takıları uzatırken, oğlunun “ben bunları ne yapayım anne, bana dua et yeter” demesine rağmen ısrarla eline tutuşturmasına bir mana veremedim. Niye yaptı öyle?

 

Cennetin Çocukları

Evvel zaman içinde filme dair okuduğum en güzel yorumdur:

 “Zehra'nın diğer kızın ayakkabılarına bakışı, arkadaşının eski ayakkabılarını attığını duyuncaki feryadı, Ali'nin sürekli gözlerinden süzülen yaşları, bir ayakkabıyı paylaşmak zorunda oluşları, Ali'nin ayakkabı için mücadelesi... ama en sonunda mecid mecidi yine aynı yolu izler ve babalarının bisikletinin selesine koyduğu 2 çift yeni ayakkabıyı çocuklara verdiğini bize göstermez. Biz hayal ederiz Zehra ile Ali'nin mutluluğunu... Ve şehir hayatında bu kadar varlığın içinde bir çift ayakkabı bize yine bir şey anlatmaz..”

 

bu suarenin filmlerini izlemiştim ama yine de boş geçmeyeyim diye cennetin çocuklarını yeniden (sanırım bir milyonuncu kere) izledim ve sonunda alinin yarışta üçüncü olamadığı sahnede yine gözlerim doldu!! 

 

majidi (okg ciğime hak verdiğim tek nokta olarak) bazı yerlerde ajitasyona kaçar gibi yapsa da bize "başka bir dünya"nın varlığından bahsediyor,bizim o steril dünyamızdan biraz olsun kafamızı dışarı çıkartmamızı sağlıyor. kendisini sırf bu yüzden bile çok seviyor olabilirim :) düşününce de majidi gibi bir yönetmen anca irandan çıkabilirdi çünkü filmlerin asıl kahramanlarını bir yana bırakalım yan hikayeler bile o kadar "gariban" ki... (o okulların hali neydi öyle?yıkıldı yıkılacak) zaten o dekor olmasa filmler de bu kadar inandırıcı olamazdı herhalde.

 

bir de bir şey sormak istiyorum;majidinin bu turuncu balık sevgisinin özel bir anlamı var mı acaba?her filmde karşımıza çıkıyor keratalar:D

cennetin rengi

izleyeli bayağı oldu aslında ama muhammed'in körlüğü karşısında  tabiatın güzelliği üzerinde durulması, küçücük çocuğun bu güzelliklerden mahrum olmasını ve ustasına yaptığı o acıklı konuşmayı unutmuyorum. 

cennetin çocukları

öğrencilere izletilecek bir diğer film. bu filmi didaktik mi yapar peki? bence hayır, majid majidi amca naif diliyle didaktik sayılamaz. gayet samimi bir film. 

bir de "söğüt ağacı" ve "serçelerin şarkısı" filmlerini izlemeden majidi sineması hakkında karar verilmesin diye eklemek istiyorum benim için en güzel yapımlarıdır.

İran sinemasındaki sansür-yüzünden diyemeyeceğim-sayesinde çocukların dünyasına girmek güzeldi.

 

Cennetin Çocukları

Ali, Zehra ve bir çift ayakkabının başrolde olduğu film ne kadar samimimiydi. Zehra ile Ali'yi alıp mıncırmak istedim evet(: Ali'nin ayakkabılarını ortak kullanmaya başladıklarında Zehra okulda utanır ayakkabılarından ayaklarını saklamaya çalışır ( kendisine numara olarak büyük gelir ayrıca süssüz bir ayakkabı) fakat öğretmeni spor ayakkabısı olmayanların güzel atlayamadığını söylediğinde o ayaklar saklandığı yerden nasıl da çıkar. 

Ali'nin ağlayarak yarışlara girmek istediğini söylediği sahne üzcüydü. Zehra'nın ayakkabılarını görünce attığı bakışları ki aynı bakışları ben de attım, sonradan olanları görünce... bu çocuklar enfes oynamışlar.

Filmde Ali ayakkabılarını kaybetse böyle etki yakalanamazdı bence. Üçüncü olmak birinci olmaktan daha zormuş ya. Ne zormuş hem de.

Son sözüm yönetmene:P Son sahnede  tamam göstermiceksin bize babanın çocuklara ayakkabıları verdiğini ama önce Ali'yi en son da babayı gösterseydin bence etkisi daha fazla olurdu(:

Cennetin rengi

 

Film başlarken simsiyahtı ve sesler geliyordu. Kasetler çalınıp kime ait olduğunu öğretmen soruyordu. O sahnede isimler sayılırken kim acaba diye merak ettiniz mi? Ben ettim. Sanırım yönetmen kör olmanın ne demek olduğunu ufacık da olsun bizlere yaşatmak, bizleri filme hazırlamak istedi belki de...

Bakmak... görmek...

Parmaklarının ucuyla gören görmeye çalışan Muhammed... Muhammedin isyanında gözlerim dolu dolu oldu ne sulugözüm ben. 

Filmi izleyeli epey oldu aklımda kalan sahneler çokça kişi gibi Muhammedin isyanı. Babanın da isyanı vardı o kadar kötü gördük adamı ama aslında olay şudur gibi sahneydi benim için. Çünkü adamı sevemedim. 

Bakmak... görmek... evet bence babası göremiyordu. 

Bir mesaja cevap veriyorsunuz.